|
|
40 - KIRŞEHİR
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KIRŞEHİR
|
Halk edebiyatı çok zengindir. Pek çok halk şairi yetişmiştir. Zengin halk oyunları ve müziği vardır. Oyunlarda kaşık ve zil havaları ve halaylar yaygındır. Çok sayıda türküleri ile meşhurdur. Üç ayak, demirağa, koca oyun ve Kırşehir ağırlaması meşhurdur. Türkülerinde aşkı, sevgiyi, yalnızlığı bolca işleyen Kırşehirliler, yanında yöresinde gördüğü doğa olaylarından etkilenmiş duygu dolu insanlardır.
Kırşehir, Türk Ulusunun genel kültür karekterini bozmadan sürdüren insanların yaşadığı bir şehirdir. Kırşehir, gözü tok, gönlü zengin insanlarla doludur. Kırşehir yöresi insanları sevinç ve kederlerinde hep ölçülüdürler. Bahar ve yaz aylarında genellikle düğünlerde ağırbaşlı ve i çten bir söyleşi havası vardır. Kırşehir'in bir türküsünü dinlemeden bir manisini duymadan, bir çullamasını yemeden, bir höşmerimini tatmadan, bir düğününe konuk olmadan Kırşehir halkını ve folklorunu tanımak mümkün değildir.
KIRŞEHİR'Lİ OZALAR
KIRŞEHİR YÖRESİNİN ÜNLÜ TÜRKÜLERİ
ÜNLÜ TÜRKÜLER: Merdivenim kırk ayak, Bir
ok attım vızıldadı, Ekin ekilen yere, Yürü güzel Biter Kırşehir'in
gülleri, Üç oğlan, Suda balık oynuyor, Karanfil suyu neyler, Şu dağlar
ulu dağlar, Sevda gitmiyor serden, Dana dane benleri var yüzünde, Başında
altın tacım, Ahu gözlerini sevdiğim dilber, Çiçek dağı, Kızılırmak, Kova kova UZUN HAVALAR: Gök yüzünde bölük bölük durnalar, Afşar bozlağı, Yağmur yağdı da hava, Beypazarı kıratı, Ceren kaçar, Aşağıda çıktı bir akça geyik, Neyleyim dünya mali ziyneti, Gönül ne gezersin seyran yerinde, Ağ ellerini sala sala gelen yar, Aşağıdan Yusuf paşa, Sarılı yazma gelin ağlatma, Cirit havası, Güreş havası, Tura havası, Afşar halayı.
Ağıtlar: Ağıt yakma geleneği yaygındır. Aşağıdaki
ağıt bir öldürme olayı üstüne
Ünlü halk ozanının, Kaman'a bağlı Savcılı Ağzıboz Köy'ünde Yaşadığı anlaşılıyor. Doğum tarihi bilinmemektedir. 1833 ya da 1943'de öldüğü sanılmaktadır. Ayrı bir dille şiirler yazmıştır. Saz çalarak köy odalarında şenliklerde söylediği şiirler şimdi bile halkın dilindedir. Toklumenli Aşık Said ile aynı yıllarda yaşadığı ve ona saz öğretttiği söylenmektedir. 02 - AŞIK SAİD (1835-18 OCAK 1910) Kırşehir'e bağlı Toklumen Kasabasın'da doğdu. 18 yaşlarında Kayseri'ye giderek ikibuçuk yıl medrese eğitimi gördü. Köyüne döndükten sonra kayıkçılık yaptı. Şiirleri onun çok yer gezmiş olduğunu gösteriyor. Aşık Said'in türkülerinin çoğu Kırşehir ve çevresinde halen yaşamaktadır. T.R.T. repertuarına geçmiş çok sayıda eseri vardır. 75 yaşında ölen Aşık Said'in mezarının yerini bilene rastlanmadı. Toklumen Köy'ünde adına dikilmiş anıt heykeli vardır. 03 - AŞIK SEYFULLAH (1896-1972) Aşık Said'in dördüncü oğludur. Toklumen'de doğdu. Kendi kendine okumayı öğrendi. Doğaya vurgundu. sıla özlemiyle doluydu. Çok yer gezmiş, çalıp söyleyerek, ününü her yana duyurmuştur. 20 Aralık 1972'de vefat etmiştir.
04 - AŞIK HASAN(NEBİOĞLU) (1902-1989)
Mucur'a Bağlı Geycek Köy'ünde doğdu. Okuması olmayan Aşık Hasan'ın şiirleri
ve söyleyişi ile ün kazanmış. Sevda, Doğa, Yurt ve Tanrı sevgisi ile şiirler
yazmıştır. 10 05 - MUHARREM ERTAŞ (1913 - 3 ARALIK 1984)
Muharrem Ertaş Osmanlı’ya kafa tutan Avşar Türkmenlerinin ünlü şairi Dadaloğlu’nun “Ferman padişahın dağlar bizimdir.” Deyişini havalandırıp, Abidin ertemin deyimi ile “ bozlağı Çukurova dan Kırşehir’e indirince” ne söylediğini bilmeyecek kadar cahil değildir. Nitekim Cumhuriyetçiler, Muharrem Ertaş’ın sazında ve sözünde güzelleşen “Avşar Bozlağını” TRT’nin repertuarına almakta hiç de tereddüt etmemişlerdir. Muharrem Ertaş’ın havalandırdığı ve aslı Dadaloğlu’na ait olan dörtlükler şöyledir.
Yanık sesi, dertli sazı ile adını Türk saz ve söz sanatının ustalar arasına yazdıran ünlü "bozlakçı" Muharrem Ertaş Kırşehir'e bağlı Yağmurlu Büyükoba'da doğdu. Okumayı kendi kendi kendine öğrendi ve saz dersleri aldı. Yağmurlu Yusuf Usta'dan aldığı derslerle yetişti. 300'ün üstünde şiir ve koşmayı bozlak haline dönüştürdü. Kendisinin de muhtelif deyişleri bulunmaktadır. Ezgileri ile Kırşehir'in adını duyuran Muharrem Ertaş'ın 8 çocuğu vardır. Oğlu Ünlü saz ve sez ustası Neşet Ertaş, babasının yolunda yürüdü ve kırşehir'in adını duyurmaya devam etti. Kırşehir Belediyesi tarafından 1990 yılında şehrin merkezine yakın Askerlik şubesi binasının karşısına anıtı dikildi.
06 - NEŞET ERTAŞ (1938-.....)
Sezi ve sazı ile babası muharrem ertaş'ın yolunu sürdüren Neşet Ertaş,
1938 yılında Kırtıllar'da dünyaya geldi. Keman ve saz öğrenerek.
Ankara Radyo Evi'ne girdi. Güçlü derlemeleri olan ozanın, Kendisine ait
çok sayıda güfte ve besteleri vardır. Halen Neşet Ertaş, babası Muharrem Ertaş ile adeta Anadolu'daki en olgun seviyesine erişen bu Türkmen/Abdal müzik birikiminin yeni bir yorumcusudur. Yoğun yöresel özellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasıını sağlamıştır. Neşet’in hocalığını babası Muharrem usta yapmıştır. Neşet Ertaş bunu son türküsünde açıkça şöyle dile getirmiştir.
Bir babanın onur duyması evladıyla olur. Muharrem usata oğlu Neşetle onur
Neşet’in gerek ailevi yaşantısı olsun, gerek ortamın verdiği durumlardan olsun
memleketimizi terketmesi, Almanya’ya yerleşmesinden dolayı
maalesef
1960'lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte
anılan; sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi muziki
çevrelerinin ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden
hiç düşmeyen Neşet Ertaş'ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekir. Çünkü
o aslında bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın şöhreti
ve
Bugün nerede ise Kırşehir’in bir “milli türkü” sü haline gelen “Biter Kırşehir’in gülleri biter” parçası Kırşehir abdalları tarafından bu günlere taşınmış olup, aslı Dadaloğlu’na aittir.
Kırşehir abdalları sayesinde adı Kırşehir’le anılan “ağ gelin türküsü de” Dadaloğlu'nundur.
07 - AŞIK BOYACI (ESAT HÜSEYİN CANITEZ) (1914-4 şubat 1999 "Aşık Boyacı" mahlasıyla şiir yazan halk ozanı Esat Hüseyin Canıtez'in 3500'den fazla milli, dini şiirleri bulunmaktadır. Kırşehir'de doğan Aşık Boyacı, ilk ve ortaokulu burada okudu Ünlü Ozan'ın "Kalbimin Işıkları ", "Bayrak ve Toprak", "Türk Oğluyum Türk Oğlu" adlarında üç şiir kitabı yayınlandı. 08 - ŞEMSİ YASTIMAN (1923-1994) 1923 yılında Kırşehir'de doğdu, ilk ve ortaokulu burada okuduktan sonra saz çalmayı öğrendi 1950- 1968 yılları arasında Radyo ve sahnelerde çalıştı. İlk şiirini 1938'de ortaokula başladığı yıl yazdı. 1966 yılında Konya'da düzenlenen "Aşıklar Bayramı'nda "Muradım" destanıyla birincilik kazandı. İstanbul'da kendine ait saz evi bulunan Şemsi Yastıman'ın binden fazla siiri vardır. 1994 yılında geçirdiği bir rahatsızlık sonucu Edirne'de vefat etmiştir. 09 - ÇEKİÇ ALİ (1933-13 Ağustos 1973) Mahalli sanatçı yöre türkülerini içten ve özlü söylerdi. Genç yaşta kaybettiğimiz sanatçı 40 yaşında aramızda ayrıldı. Kırşehir yöresi türkü ve bozlaklarının isim yapmış usta icracılarından biridir Çekiç Ali hemen hemen tüm plak ve kasetlerinde "Kırşehir'li Çekiç Ali namıyla anılır. sanatçımız, aslen Kaman'ın Meşe köyünden ve asıl soyadı Ersan dır. 1932 yılında doğan Çekiç Ali'ye, "çekiç" lakabı; çevikliği ve ataklığının yanı sıra, saz çalışındaki canlılık, dinamizm dolayı verilmiş. Henüz çocuk yaşlarında iken köy odalarında saz çalmaya başlayan sanatçıya büyükleri tarafından takılan çekiç lakabı o kadar yaygınlaşmış ki, asıl adı olan Ali'nin önüne geçerek, adeta asıl ismi olmuştur.
Çekiç Ali'nin hem sesinde, hem sazında öylesine kendine has bir renkle karşılaşırız ki, bu daha ilk müzik cümlesinde kendini hemen belli eder. Başta Muharrem Ertaş olmak üzere Hacı Taşan'ın, Neşet Ertaş'ın da okuduğu bazı türküleri ve havaları (Biter Kırşehir'in Gülleri Biter, Acem Kızı , Oy nari Topak taşın kenari vb.) tamamen kendine has bir tavırla yorumlayarak, adeta okuduğu her eserin altına kolay kolay silinemeyecek güçlü bir imza atmıştır.
Çekiç Ali’nin yaşadığı dönemde memleketimizde
büyük kıtlık olmuş. Bu
Bizim büyüklerimiz bir yerde mesken tutup kalmamışlar. Boy boy gezmişler.
Çekiç Ali’nin ünü halk arasında giderek yaygınlık almış. “Çekiç” lakabı ile
anılır olmuş. Fakat Çekiç Ali açısından talihsizlik şu ki, bugün yurdumuzda
büyük yaygınlık kazanan televizyon yayınlarına yetişememiştir. O dönemde Ankara
radyosu ancak Gölbaşı’na kadar yayın yapabiliyordu. İşte Çekiç Ali için
Talihsizliğin büyük yanı
Gençti, onun sanatı televizyonlara yansıyabileydi, o zaman gerçek Çekiç Ali 10 - HAMİT'Lİ AŞIK DURSUN KAYA (1934 - .... )
1934 yılında Kırşehir Kaman ilçesinin Hamit kasabasında doğdu.
Küçük yaşında bir ayağı sakat kalan aşık dokuz kardeşinin en küçüğüdür. İlkokulu
kasabasında okuyan aşık Dursun Kaya halen Hamit kasabasında çiftçilikle uğraşmaktadır.
Dört oğlan üç kız olmak üzere 7 çocuk babasıdır. Güçlü taşlamaları ve güzelleme
tarzında da şiirleri ünlüdür. Halen şiir yazmaya devam eden Hamit'li Aşık Dursun
Kayan'nın zamanında plaklara okunmuş destan türünde eserleri de vardır.
11 - AŞIK BİLALİ (BİLAL IŞIKLI 01.02.1953 - ....... ) 01.02.1953 tarihinde Kırşehir’de doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise tahsillerini Kırşehir’de yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü’nden 1976 yılında mezun oldu. Eğitim Ordusunda öğretmen olarak görev aldı. Şu anda emeklilik hayatını sürdürmektedir. Yazmış Olduğu iki şiiri aşağdadır.
|